"Gönülkırmaz Tekel Bayii - Paket servisimiz vardır" Dünyada hâlâ iyi insanlar var, diyorum. Sonra aklıma kırdığım gönüller geliyor.
"Hayâtını yaşa..." Yıllar
önce bir kız çocuğundan aldığım en hazin nasîhat olmuştu. Hâlâ sızısını
hissediyorum. Güzel bir yerdeyim, güzel bir okul... Fakat "bıçak ağzı gibi
bir sızı..." Günlerim dersliklerde, gecelerimse kütüphanenin en alt
katında, en izbe köşesinde geçiyor. Ne için? Ne kazanıp ne kaybettiğimi inan
ben de henüz bilmiyorum. Yaşamaksa, her sigaradan sonra kaldığımız yerden...
Levent bu yöndeki son istasyon.
Yenikapı - Hacıosman metro hattına aktarma yapmak isteyen yolcularla
uyanıyorum. Sonrası sarhoş, bitkin, tekinsiz, kimi zaman ışıltılı insanlar ve
fakat her birine kayıtsızım. Bıçak ağzı gibi bir sızı var. Şapkamı takıp
çıkıyorum. Ali Sami Yen'in yerinde şimdi koca koca rezidanslar ve iş merkezleri
yükseliyor. Bir küfür Umut'un hatıraları üstünde tepinen paralı ve huzurlu kölelere,
bir küfür de yanımdan geçen motora savuruyorum. Sonra bir sigara yakıp yaşama
ara veriyor ve kendimi evin sokağında buluyorum. Bir adam sevgilisiyle yürüyor.
Derin bir "Of!" çekiyor. Ben de sigaramdan sağlam bir nefes... Kapıyı
açarken gözüme bir magnet ilişiyor. "Gönülkırmaz Tekel Bayii - Paket
servisimiz vardır" Dünyada hâlâ iyi insanlar var, diyorum. Sonra aklıma
kırdığım gönüller geliyor.
- İyi akşamlar abi, çok gönül kırdım,
bunun ilâcı nedir?
- Manyak mısın kardeşim, gece gece ne
saçmalıyorsun!
- Hocam kırıcı oluyorsun ama...
- Lan siktir git!
"Selâmun aleyküm aslan!" Kaan,
her zamanki gibi selâmımı anında havada kapıyor. Sınav nasıldı, diye soruyor
sonra.
- Hayâtımı sikti bu okul gardaş.
- Ben de bugün dördüncü kez aldığım
dersin sınavına girdim aslan.
- Ben dördüncü yılımdayım, hâlâ birinci
sınıf dersi alıyom amına koyim.
- Haha, aynı şey değil mi aslan?
Kaan'ın gülüşü yıllardır değişmedi.
Çocukken de aynı mûziplikle sırıtırdı. Tanıştığımız gün öğrenci servisine
koşarken bana çarpmıştı. "Yavaş lan!" diye çıkışmıştım arkasından.
Döndü, sırıtıyordu. Tanışalım mı, dedi. İyi, dedim.
Üç ay önce sigarayı bıraktı. Geçenlerde
sevgilisiyle kavga etmiş. Eve geç gelmiştim ben de.
- Gardaş sigara ver, dedi.
- Ne oluyor lan?
- Kavga ettik. Sigara ver...
- Siktir lan, dedim, bıraktın sen
vermem.
- Gardaş, dedi, dışarı çıkar alırım zor
değil, ver, bir tane içeceğim zaten, valla bak.
- İyi la al, al. Sarma tütün ama. Param
yok, bir hafta böyle. İç de gör...
Sigarayı içtikten sonra da aynı şekilde
sırıtmıştı. "Gardaş bunu içme, bu, adam öldürür!"
Magneti buzdolabının kapağına
yapıştırdım. Acil servis kardeşim.
Temmuzoğlu
1 Kasım 2016, Mecidiyeköy