Sayfalar

1 Kasım 2016 Salı

Gönülkırmaz Tekel Bayii

"Gönülkırmaz Tekel Bayii - Paket servisimiz vardır" Dünyada hâlâ iyi insanlar var, diyorum. Sonra aklıma kırdığım gönüller geliyor.

"Hayâtını yaşa..." Yıllar önce bir kız çocuğundan aldığım en hazin nasîhat olmuştu. Hâlâ sızısını hissediyorum. Güzel bir yerdeyim, güzel bir okul... Fakat "bıçak ağzı gibi bir sızı..." Günlerim dersliklerde, gecelerimse kütüphanenin en alt katında, en izbe köşesinde geçiyor. Ne için? Ne kazanıp ne kaybettiğimi inan ben de henüz bilmiyorum. Yaşamaksa, her sigaradan sonra kaldığımız yerden...

Levent bu yöndeki son istasyon. Yenikapı - Hacıosman metro hattına aktarma yapmak isteyen yolcularla uyanıyorum. Sonrası sarhoş, bitkin, tekinsiz, kimi zaman ışıltılı insanlar ve fakat her birine kayıtsızım. Bıçak ağzı gibi bir sızı var. Şapkamı takıp çıkıyorum. Ali Sami Yen'in yerinde şimdi koca koca rezidanslar ve iş merkezleri yükseliyor. Bir küfür Umut'un hatıraları üstünde tepinen paralı ve huzurlu kölelere, bir küfür de yanımdan geçen motora savuruyorum. Sonra bir sigara yakıp yaşama ara veriyor ve kendimi evin sokağında buluyorum. Bir adam sevgilisiyle yürüyor. Derin bir "Of!" çekiyor. Ben de sigaramdan sağlam bir nefes... Kapıyı açarken gözüme bir magnet ilişiyor. "Gönülkırmaz Tekel Bayii - Paket servisimiz vardır" Dünyada hâlâ iyi insanlar var, diyorum. Sonra aklıma kırdığım gönüller geliyor.

- İyi akşamlar abi, çok gönül kırdım, bunun ilâcı nedir?

- Manyak mısın kardeşim, gece gece ne saçmalıyorsun!

- Hocam kırıcı oluyorsun ama...

- Lan siktir git!

"Selâmun aleyküm aslan!" Kaan, her zamanki gibi selâmımı anında havada kapıyor. Sınav nasıldı, diye soruyor sonra.

- Hayâtımı sikti bu okul gardaş.

- Ben de bugün dördüncü kez aldığım dersin sınavına girdim aslan.

- Ben dördüncü yılımdayım, hâlâ birinci sınıf dersi alıyom amına koyim.

- Haha, aynı şey değil mi aslan?

Kaan'ın gülüşü yıllardır değişmedi. Çocukken de aynı mûziplikle sırıtırdı. Tanıştığımız gün öğrenci servisine koşarken bana çarpmıştı. "Yavaş lan!" diye çıkışmıştım arkasından. Döndü, sırıtıyordu. Tanışalım mı, dedi. İyi, dedim.

Üç ay önce sigarayı bıraktı. Geçenlerde sevgilisiyle kavga etmiş. Eve geç gelmiştim ben de.

- Gardaş sigara ver, dedi.

- Ne oluyor lan?

- Kavga ettik. Sigara ver...

- Siktir lan, dedim, bıraktın sen vermem.

- Gardaş, dedi, dışarı çıkar alırım zor değil, ver, bir tane içeceğim zaten, valla bak.

- İyi la al, al. Sarma tütün ama. Param yok, bir hafta böyle. İç de gör...

Sigarayı içtikten sonra da aynı şekilde sırıtmıştı. "Gardaş bunu içme, bu, adam öldürür!"

Magneti buzdolabının kapağına yapıştırdım. Acil servis kardeşim.

 

Temmuzoğlu

1 Kasım 2016, Mecidiyeköy