Su asla hâin olamaz, hele ki denizler
Yutkunamadıklarım sallanıyor genizde
Bir kulaç mesâfesi; Asya'nın hazînesi
Fakat seni düşündükçe Marmara’m genişler
En işlek caddesinde bile yalnızım şehrin
Oysa senin atmosferinde çocukça şendim
Kayseri’m, bozkırlarında ay serin ve tolu
Buğulu göz bebeklerim hasretinle dolu
Kasvetli inlemeler yayılırken cesetten
Ben hâlâ yaşıyorum; buna rağmen pes etmem
Kendini tasfiye etmiş âdeta beş eklem:
Konuşamam sonu yok, uyuyorum boyuna...
Huyuna yâr, suyuna; doyamam ki doyamam
Dolanayım boynuna; saramam ki saramam
Sen orda yâr, ben burda; kalamam ki kalamam
Ayrılığın sonu var; ölemem mi, ölürüm!
Temmuzoğlu
27 Kasım 2013, Rumeli Hisarüstü