Sayfalar

27 Haziran 2026 Cumartesi

Savrula Savrula

Yaşamak sabır işi, ben çatladım

Bağrımda taş ama yine şakradım

Belki de teslîmiyet marşıdır bu

Esir rûhun vuslatı arşa doğru

 

Başka türlü olsun isterdim elbet

Yaşamak; öğürüp kusmak istenci

Hiç var olmamış olmayı dilerdim

Şeytana borçlu, Tanrı’ya dilenci

 

Babam bilirdi, ne varsa sorduğum

Ondan sonra basîretim kördüğüm

Öldüğümü duyanlar alkışlasın

Duyduğunu inkâra kalkışmasın

 

Şarkışla’nın soğuğundan sakınan

Pınarbaşı’nda kavrula kavrula

Bir ses duyulur şu koca Seki’den

Bağrıma bir taş, savrula savrula

 

Anam ağlayacak inkâr etmeden

Gözlüğünü kırdım, yine de görür

Çünkü Münker Nekîr sual edende

Gönlünü kırmadım, bundan ötürü

 

Temmuzoğlu

27 Haziran 2026, 02.00, Üsküdar

21 Haziran 2026 Pazar

Öksürük II

Biz seni öksürüğünden tanırdık

Geldiğini öyle belli ederdin

Artık benim öksürüğüm tanınıyor

Anam sofraya bir tabak daha koyardı

Karım şimdi çorbayı ısıtıyor

 

Daha sokağa girişinden anlardım

Broadway’in hırıltılı viraj alışı

Araban da senin gibi öksürürdü

Buralarda gürültü çok, arabamsa yok

Benim gelişim halk otobüsünün freni

Sonrasında bir telefon sesi:

Marketten ne alınacak? Geldim.

“Bana bir şey lazım değil,

Sen istediğini al.”

Dört bira, bir paket sigara, somun ekmek

Dünden kalan çorbanın altı yakılsın

 

Sabahları bir bardak çay, tek şeker

Peynire birkaç zeytin eşlik eder

Yarım bırakıp sessizce süzülürdün kapıdan

Parmaklarının arasında kısa Maltepe

Türk tütünü deyip de zehrederdin

Broadway’in motoru ısınsın diye beklerdin

Bense renkli rüyalardan yeni uyanmış

Gözleri mahmur, saçları jöleli

İnerdim arkandan, omzumda çanta

Bilmezdim kabusları siyah beyaz

Memleketimin sabahları ayaz mı ayaz

Senin sırtında palto, benimse gocuk

Ön koltuğa oturamaz hiçbir çocuk

 

Birinci dönem bitmiş, karne günü

Bir ritüeldi seninle o gün

Servisçi Yakup almazdı beni

Bilirdi çünkü İsmail abisi götürecek

Karnemde pekiyi, “Aferin paşam”

“Bizim dondurmacıya gidelim mi akşam?”

 

Gözlerimde daima seni canlandırdım

Hatırladığım kadarıyla sen oldum

Sen öldün; ben, ben oldum

Aklıma yatmadı, yoruldum

 

Öksürüğünden tanırdık seni

Merdivenlerden çıkarken bastırırdı

Anam sofrayı kurar beklerdi

Kapı ziline içten içe oynardık

 

Şimdi sessiz sokağımız, Broadway’i de sattılar

Beş kuruş için gönlümüzü yıktılar

Karne günü artık yok, dört diploma aldım

Kalabalıkta bir başına yapayalnız kaldım

Temmuzoğlu

21 Haziran 2026, 02.44, Üsküdar

5 Haziran 2026 Cuma

Dilek Taşı

Gözlerimde taşırım bir günâhı

Detaylıca anlat, külâhım çıtır

Sensiz cümlesine kulağım sağır

Üç dilek hakkıçün sunağım hazır

 

Hâlim ve istikbâlim kolay lokma

Mukabeleten sen ol hatırımda

Sonra da sıyrılarak bâtınımdan

Dünya gözüyle sevmek, son arzumdur

 

Güller ve keşkeler, sonumuz meçhûl

En iyisi olsun diyorsun, kabûl

Fakat omzumda yuva yapmış kuşu

Hayra değil de ölüme yormuşum

 

En iyisi olsun sonumuz, âmin

Keşkeler cenderesinde teyemmüm

Birbirimize çıkan yollar tâlî

Dilek taşı öğütür bir hayâli

 

Temmuzoğlu

5 Haziran 2026, 02.35, Üsküdar