Biz seni öksürüğünden tanırdık
Geldiğini öyle belli ederdin
Artık benim öksürüğüm tanınıyor
Anam sofraya bir tabak daha koyardı
Karım şimdi çorbayı ısıtıyor
Daha sokağa girişinden anlardım
Broadway’in hırıltılı viraj alışı
Araban da senin gibi öksürürdü
Buralarda gürültü çok, arabamsa yok
Benim gelişim halk otobüsünün freni
Sonrasında bir telefon sesi:
Marketten ne alınacak? Geldim.
“Bana bir şey lazım değil,
Sen istediğini al.”
Dört bira, bir paket sigara, somun ekmek
Dünden kalan çorbanın altı yakılsın
Sabahları bir bardak çay, tek şeker
Peynire birkaç zeytin eşlik eder
Yarım bırakıp sessizce süzülürdün kapıdan
Parmaklarının arasında kısa Maltepe
Türk tütünü deyip de zehrederdin
Broadway’in motoru ısınsın diye beklerdin
Bense renkli rüyalardan yeni uyanmış
Gözleri mahmur, saçları jöleli
İnerdim arkandan, omzumda çanta
Bilmezdim kabusları siyah beyaz
Memleketimin sabahları ayaz mı ayaz
Senin sırtında palto, benimse gocuk
Ön koltuğa oturamaz hiçbir çocuk
Birinci dönem bitmiş, karne günü
Bir ritüeldi seninle o gün
Servisçi Yakup almazdı beni
Bilirdi çünkü İsmail abisi götürecek
Karnemde pekiyi, “Aferin paşam”
“Bizim dondurmacıya gidelim mi akşam?”
Gözlerimde daima seni canlandırdım
Hatırladığım kadarıyla sen oldum
Sen öldün; ben, ben oldum
Aklıma yatmadı, yoruldum
Öksürüğünden tanırdık seni
Merdivenlerden çıkarken bastırırdı
Anam sofrayı kurar beklerdi
Kapı ziline içten içe oynardık
Şimdi sessiz sokağımız, Broadway’i de sattılar
Beş kuruş için gönlümüzü yıktılar
Karne günü artık yok, dört diploma aldım
Temmuzoğlu
21 Haziran 2026, 02.44, Üsküdar
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder