Sayfalar

21 Aralık 2025 Pazar

Sırası Değil

Bunca uğraş, döktüğüm ter, ne için?

Bahtım kördüğüm, yazgım perperîşan

Bir tesellî ararken zemheride

Ağıtlara karışır çırpınışım

 

Hıçkırığımı tuttum ve yutkundum

Kînimi diri tuttum da yekindim

Bir adımlık mesafede, yakındım

Sırası değildi, öyle tutkundum

 

Sıdkım sıyrılıyor bir vecîbeden

Selâma sabâha tahammülsüzüm

Bilirim, îkaz edersin inceden

Aldırmıyorum, tamâmen yüzsüzüm

 

Kirâmen kâtibîn tetikte dâim

Selâmünkavlen, dedim ve âmin

Böyle öğretildi bana teâmül

Gerisi boş lakırdı ve tevâtür

 

Temmuzoğlu

20 Aralık 2025, 02.54

21 Aralık 2025, 02.32

Üsküdar

30 Kasım 2025 Pazar

Dîvâne

Yaşanmadı bunca güzel gün, yazık

Kursaktaki heves, alnımda yazı

Gözlerimden oku tuttuğum yası

Gördüklerim, bulduklarımla yaşıt

 

Başımı alıp gitsem, ne olurdu?

Şu azgın dalgalarda boğulurdum

Kor alevler içinden doğulur mu?

Sırrımızı omuzlanıp doğruldum

 

Kolay olmadı, böyle devam etmek

Gülüşünü, derdime devâm etmek

Meğer aldanmış bu dîvâne göynüm

Beyhûde geçecek derdinle ömrüm

 

Temmuzoğlu

30 Kasım 2025, 03.25, Üsküdar

29 Ekim 2025 Çarşamba

Cankuşum

Devâsız dertlere düşürdün beni

Gazel okumak dışarıdan kolay

Çeşmisiyahtan taşar dembedem

Bir dâvet, belki uçarı bir hayâl

 

Kaşlar salkım saçak, bıyığı biber

Dudağında dâim dumanı tüter

Taş bağlı karnı tok, bayağı söze

Çekip gittiğin gün kumarı biter

 

Melâmet hırkası, sırtına boldur

Felâket arkası; fırtına, boran!

Alâmetifârikasını sorun:

Cigarasından bi’ fırtına bakar!

 

Kızılca kıyâmet kopar, kan kusup

Kızılcık şerbeti içer canhıraş

Baltasındadır ne varsa tapıncak

Gözünden sakınır seni cankuşum

 

Temmuzoğlu

29 Ekim 2025, 02.13, Üsküdar

17 Ekim 2025 Cuma

Hercâî

Anlat bana, bilirsin, sır küpüyüm

Saklarım her ne varsa ölünceye

Yaklaşma sakın, bildin, kör kütüğüm

Beklerim yine seni gelinceye

 

Yolunda su taşıyan karıncalar

Karârınca biriktirdim hıncahınç

Bir kereliğine bana kucak aç

Hercâîmsin, kandırırsın koca kış

 

Günlerimiz sayılı, bak göründü

Başından belli sonların kurbanı

Sanki gök çöktü, yağız yer delindi

Tam giderken göz ucuyla gör beni

 

Gör beni, aşk neyledi, mahveyledi

Tesellî eder başka bir evreni

Yaşama ihtimâli, sabreyledim

Belki kardelen vaktinde baş verir

 

Temmuzoğlu

17 Ekim 2025, 02.16, Üsküdar

26 Eylül 2025 Cuma

Beş Paralık

Bulantım artıyor, gün geçmiyor ki

Bunaldım aslında, kin gütmüyorum

Sinkaflı küfürler, boş vermişlik ve

Hoş bulmadım, beş paralık hayâtı

 

Geç kalalım, ardımızda atlı yok

Vardığımız yerde bekleyen mi var?

Develer tellâlken hendek atlıyor

Ağrısız başa hep korkulan gelir

 

Sorgudan emin ve fakat telâşlı

Elcevap, yemin; bir tokat atıldı

Ayakları sâbit değil, dolaştı

Döndürdü yüzünü, buna alıştı

 

Bunalmıştım aslında, gün ağardı

Topladım tüm gücümü ve bağırdım

Bakarken kör, dinlerken de sağırdın

Yanıldım belli ki canın sağ olsun

 

Temmuzoğlu

26 Eylül 2025, 01.30, Üsküdar 

17 Eylül 2025 Çarşamba

Şiire Gazele

Geceleri düşünürsün, uyuyunca geçer

Gündüzleri üşütürsün, büyüyünce tümör

Bugün fark etmedik belki ama yarın yokuz

Bilmeyiz kafa rahatlığı, karın tokluğu

 

Varın, bakın; kaldı mı acep gönlümde zerre

Kadar huşû, kader puhu kuşunda bir tüydür

Azgın alerjimden kurtulamadım bir türlü

Öksürdüm kursaktakini şiire, gazele

 

Şîr ü hurşîd bezeli memleketimin taşı

Toprağı altın; fiyaka ceketi, mintanı

Yaşarken aldırmadın da cesedimi tanı

Bendeniz göğe isyanın tâze militanı

 

Gazelimde esrik bir rûhun fırtınaları

Bâzı elimde tütün, dumanında yol alıp

On sekiz bin âlem şâhit, yok yalanım

Karıştırıyorum bâzı bâzı sap samanı

 

Tastamam yılgınlık, bezginlikse had safhada

Kaç gecedir beklerim, inancım kalmasa da

Usandım kendimden, sen yine de kal masada

Yokluğunu sığdıramıyorum havsalama

 

Temmuzoğlu

Ağustos-Eylül, 2025, Üsküdar


30 Temmuz 2025 Çarşamba

Sevinmeyelim

Yaşıyoruz, sessiz bir anlaşma var

Taşıyoruz bu yükü, anlatmadan

Belki de bir güvercin uğultusu

Mümkün olmayanların anlatısı

 

Anlatışı resmediyor capcanlı

Yaşanmamış hikâyeler besbelli

Yine de aldanırım tevekkeli

Değil, başımda eser kavak yeli

 

Ellerim buz parmak, sînemde yangın

Mîdemde atlılar, beynimde yankı

Suyundan mıdır yara berelerim?

Huyundan mıdır yoksa, bilemedim

 

Görse huzûru kaçar dirilerin

Ölümlerden ölüm beğenmeyeni

Sevinmeyelim, henüz vakit erken

Bitmeyecek çilemiz, bitti derken

 

İptidaî bir aşkın peşindeyim

Ay iner, gün döner; bakarım düştür

İşte bitti derken en başındayım

Ay doğar, gün batar; düşerim tekrar

 

Temmuzoğlu

30 Temmuz 2025, 00.41, Üsküdar

24 Temmuz 2025 Perşembe

Kuantum

Kılınmadık karârların kazâsı yok

Tesâdüf mü? Sanmam, tevâfuk aklımda

Kör olasıca nefsimin gazâsı bol

Tedâvisi zor bir münâfık aslında


Külâhıma anlat, sürâhide damla

Günâhımı kavra, minâremi salla

Gül âleminde sır, bülbül alâmeti

Putlarımı kırma, tavâf edip anla


Tam affedip tamamlarken arınmayı

Bilmezdik gurûr yüzünden sarılmayı

Bir gün sahte bir evrende bayılmayı

Ölmek sandık, oysa sadece bir sanrı


Mâdemki bir Tañrı, ol dese olduran

Bunca ihtimâli ne diye soldurur?

Her hâlükârda, neredeyse öldüren

Başka ihtimâlde ne diye güldürür?


Temmuzoğlu

24 Temmuz 2025, 01.56, Üsküdar

28 Haziran 2025 Cumartesi

Akıl Oyunu

Aklımın bir oyunu bu, inkâr faydasızdır

Güneşte buz kesilip kalırsın ayda susuz

Fazlasına ihtiyâcım var, anlasana

Aşk olsun, karıştı birbirine sapla saman

 

Gelmedin gözümün önündeyken bunca zaman

Vakti değil, önünü ardını kurcalama

Aklımın bir oyunu bu, türlü kurmacalar

Faydasızdır, bencileyin meczûp er geç anlar

 

Zerdeçalım, sende çalım, sen de gönülçelen

Aynı anda utanmadan aşka ömür biçen

Yaşamak sensiz bu hayâtı ölünceye dek

Aklımın oyunlarına yenilmeyeceğim.

 

Temmuzoğlu

28 Haziran 2025, 02.40, Üsküdar

23 Mayıs 2025 Cuma

Hâlbuki

Kendimi kandırmışım bunca zaman

Yaşatmışım içimde bolca masal

Zannederdim ki unutunca tamam

Olacak her şey, yanıldım hâlbuki

 

Görür görmez aklımın ücrasında

Seni gömmek için uğraşırım ben

Ağlaşırım kimi zaman, kendimle

Yüzleşemedim, kaçındım hâlbuki

 

Teskîni zor bu hâlin, eski bir huy

Dilimin kemiği yok, keskin uçlu

Beş duyum eş güdümsüz, altıncısı

Başına buyruk, alıştım hâlbuki

 

Temmuzoğlu

23 Mayıs 2025, 03.58

20 Haziran 2025, 23.55

Üsküdar

13 Nisan 2025 Pazar

Öksürük

Bir haziran sabahı

Anamın feryadıyla uyandım:

“Biz şimdi ne yapacağız?”

Ağlamak gerekir diye ben de

Oturdum ağladım

Bekledim ki biri gelip görsün ağladığımı

Babam ölmüş ve ben ağladım

Ölüm neydi?

Ne demekti bu sonsuzluğa göç?

Bilemeyince ağlardım hep

Ölenin arkasından gözyaşı dökmek

Hep duyduğum, şimdi de hatırladığım bir ritüeldi bu

Ama bilmezdim, ölmek ne demek?

 

Aylardır hastanedeydi

Durumu vahimmiş

Bense 11’inde avare

Ölüm nedir bihaber…

 

Hastaneler soğuk ve ruhsuz

Mutat ziyaretler ama

Kendimden bahsederdim hep

Çocuk aklı işte, karne almışım

O ise bitkin

Ama bir tek bana suskun değil

Benimle konuşkan

Mecali yettiğince

Ağzı daima kuru ve

Küçücük yatakta daha da küçük bir adam

Yekpare yürek

İçinde ben, bilirim

11’inde yetimlik

Farkında değilim.

 

Karnemi yanı başındaki duvara astırdı

Özenle astırdı

Bir gözü daima orada, bilirim

Öğretmenim geldi, benden duyup

Benden önce o ağladı

Bense avare, çocukluk işte

Bir süre sonra taburcu olacağını düşünürdüm hep

Durumu aslında felaket arifesindeymiş

O yüzden her gün ziyaret…

Ama bitkin, günden güne küçülen o koca adam.

 

Elini omzuma attığında put kesilirdim ben

Sakın çekmesin diye hiç kımıldamadan

Çekmezdi o da…

İki avare, baba oğul, buradan belli

Kalıtımsal bir mevzu

Dişçi arkadaşı da söyledi

Mustafa amcam

Hazin bir tebessüm ağzının kenarında

“Dişlerinde sorun yok evlat

Ama sigarayı bırak”

“Kalıtımsal, anla işte”

“Baban da içerdi, rahmetli…”

Çakmağımı çaktım, avarelik bu ya…

Kalıtımsal bir mevzu dedik ya!

Uzaklara bakarak içime çektim.

Sonrası… Sonrası öksürük.

 

Haziranın ölümü, temmuz yazının oğlu,

Maçalı

13 Nisan 2025, sabah 03.06, Üsküdar