Bu şehir, anlamını yitiriyor gitgide
Yaşıyorum aylardır yalnızlıkla dip dibe
Yanlışlıkla dipdiri yaşıyorum, ne yazık!
Bir sana, bir sona ayaklarım gidipduru...
Düstûru bir betonarme duvar kâidesi
Umrumda mıdır üslûp, isterse lâkayt desin
Birdenbire kuşluk vakti peydâ oluverir;
Gün geceden, sense benden alâkayı kesip
Ansızın, apansızın saplansın tam kalbine;
Bir sancı ki gerilmiş bir ok misâli yaydan
Ölüm seansları rastlıyor tan saatine
Güneş ne ki ilhâm alırken risâlem Ay’dan
Müsâaden varsa Tañrı’dan icâzet almam
Aklıma sen karışmışken geç düşer jetonlar
Zar düşeş hiç oynamaz, sergüzeştim boş namâz;
Şansı ağyâr bencileyin meczûp er geç anlar
Gergedanlar av olur çift başlı kartallara;
Biri kalkar göğe, biri tüner sarkan dala
Bozkır yasasında bir ritüel seni anmak
Ben bir aç kurt, sen yalancı çoban; arkan davar
Yaşanacak nice bahtiyârlık varken daha
Nazlı ölüm kızı, sonum hazır; sar kundağa
Türlü efsaneler çağlayan şu Bartın Çayı
Sanki yalnız martı anlatır, şubatım kayıp...
Şûh atım, şakrak kişnemelerle haşmet saçar
Lütûf sana, küfür bana; utku, hizmet sana...
Baş koyduğum ülküm, dilimden düşmeyen türkü:
Mümkünse (!) Bozkurt pençesine düşme, yen Türk'ü!
Müşkülpesent bir şâire mazoşizm sanat
Bağrını parçalarken inci dişli asena
Gençliğimin bahârında solmuşum, ah sen ah!
Döndür devrânı, kurban olam döndür Rabbenâ!
Temmuzoğlu
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder